24 Nisan 2011 Pazar

WORKS OF THE ANCIENT civilization LİDYA

place here to learn-treasure place here to learn-treasure-defıne defıne defıne defıne sıgnal sıgns-solutıons-map-defıne path defıne-detector-cın-magıc-defıne search bars made-metals-charm-bury-bandit-defıne of documents-mound-tumulus-bandits- mystery of money-jewellery-defıne-archaeology-hıstory museums-ıslamıc-defıne natural stone-sculpture-news-mythology-antıque-archaeology-ancıent cıtıes-regıons-ancıent trade routes-horasan-ebced-sıgnal solutıons-defıne search-roman-byzantıne maps-green coıns only defıne to learn

LİDYALILARA AİT ANTİK ESERLER

LİDYALILARA AİT ANTİK ESERLER

DUA-CİN--BÜYÜ-TILSIM-SİHİR-NAZAR-MUSKA-YILDIZNAME-HALÜSÜNASYON-DUA NEDİR-TILSIM NEDİR-TILSIM ÇEŞİTLERİ-BÜYÜ NEDİR-BÜYÜ ÇEŞİTLERİ-SİHİR NEDİR-SİHİR ÇEŞİTLERİ-BATIL İNANIŞLAR-CİN MUSALLATI NEDİR-DİNİMİZ İSLAM-ŞİFALI BİTKİLER-SAĞLIKLI YAŞAM-ASTROLOJİ-GİZEMLİ İLİMLER-İSLAMDA BÜYÜ-DEFİNE-DEFİNECİLİK-DEFİNEDE BÜYÜ VE TILSIM-CİNLER VE GİZEMLER HAKKINDA BİLGİLENDİRME SİTESİ...

Lidya (Lydia) Sanatı

 


 

 Mimarlık

 
 Heykeltraşlık

 M.Ö 7.yüzyılın başlarından 547 yılına kadar devam eden Mermnad sülalesi, Yunanlılar ile siyasal ve dinsel ilişkiler kurdu. Lydia’nın siyasal ve kültürel bakımdan dorukta olduğu bir sırada oluşan heykeltıraş okulları sayesinde Lydia, Arkaik Doğu Yunan sanatının bir merkezi haline geldi. Arkaik çağ Lydia heykel sanatı hakkındaki en iyi bilgiyi mermerden bir tapınak modelinden edinmekteyiz. 1963 yılında Sardes sinagogunun duvarları içinde bulunan bu anıt, yüksek ve alçak kabartmalarla bezenmiştir. Küçük bir İon tapınağı şeklindeki eser, Lydialı mimarların İon düzeninin oluşmasında yaratıcı bir rol oynadıklarını gösterir.
 

 

 
Mevcut yüksekliği 60 cm.’yi bulan bu tapınak modeli, M.Ö. 499 yılında, İonia İhtilali’nin başında yanan, Sardes Kybele tapınağına bir vakıf olarak dikilmişti. Anıtın cephesinde, tanrıça Kybele, 2 ante arasında durmaktadır. Giriş, 3 yivli İon sütunuyla süslüdür. Yüksek kabartma olarak işlenmiş tanrıça, belini saran şeffaf kumaştan bir hiton ile, bunun üzerine yünlü kumaştan bir himatyon giymiştir. Hiton ve himatyonunu sağ eli ile sıkı sıkı kavrayan tanrıça, sol eli ile bugün yalnızca yelesi kalmış bir arslanı göğsünde tutar; boynunda ağır bir kolye taşır. Taş başı ne yazık ki kırıktır. Ayaklarında kalın tabanlı, yumuşak ayakkabılar vardır. Tanrıçanın iki yanında yılanlara yer verilmiştir. Kybele kabartmasının çok yakın benzerlerine Samos eserleri üzerinde rastlanır, ancak arada bazı farklar da vardır. Anıtın arkası ve yanları 18 panoya bölünmüştür. Bu panolarda, alçak kabartma biçiminde, çeşitli mitolojik sahnelere yer verilmiştir. Panolar çok aşınmış ve hasara uğramış olmakla beraber, Arkaik Lydia-İonia sanatının eşsiz birer örneğidirler. Anıtın bir yanında, tanrıçaya tapınmak için öne doğru ilerleyen genç kızlar betimlenmiştir; bir elleriyle eteklerini toparlar durumdadırlar. Diğer panolarda Kybele’nin kutsal arslanları, dans eden genç kızlar, içki kadehleriyle şarap içen ve beraberlerinde cinsleri saptanamayan hayvanlar taşıyan silenler vardır. Kybele’nin yanınde silenler’in bulunması, Lydia şarap tanrısı Baki - Bakhos’e verilen önemin bir belirtisi olabilir.
 En ilginç betimler, ne yazık ki çok harap durumdadır. Anıtın arka bölümünde 6 pano vardır. En yukarıdaki 2 panoya bilinmeyen iki olayın betimi işlenmiştir: Bunlardan birinde bir ağacın altında karşılıklı bir aslan ve domuz yüz yüze bakar durumdadır. Kroisos dönemi sikkelerinin önyüz sabnelerini anımsatan bu kabartmadaki arslan, Kybele’nin kutsal hayvanı ve değişmez refakatçisidir; yabandomuzu ise Lydialı genç çoban Attis’i öldüren kötü bir canavardır; bu hayvan aynı zamanda, Kroisos’un en sevdiği oğlunun da ölümün neden olmuştur. Bunedenle sahnenin Kybele ile ilişkili olma olasıdır. Ortadaki panolardan sol taraftakinde, Neme arslanı ile döğüşen Herakles, sağında ise bir arabacı (Peloj 7) betimlenmiştir. En alttaki 2 pano daha çok hasarlıdır, ancak sağ tarafta, Troia kralı Priamos’un ölüm sahnesin canlandırılmış olduğu düşünülebilir.
 Tüm kabartmaların dış hatları kazınarak yapılmış, böylece siluetlerin etkisi artırılmış ve Erken Arkaik heykel sanatın karakteristiği olarak da kabartma yüzeyler çok hafif bir biçimde yüksekte bırakılmıştır. Bu üslubun paralelleri Samos ve Miletos heykeltıraşı eserleri ile, Kroisos tarafında Efesos’taki Artemis Tapınağı’na vakfedilmiş, alt bölümleri kabartmalı sütunlarda görülür. Sardes ve Bintepe mezarlarında bulunmuş diğer bazı mermer eserler., heykeltıraşi ekolü hakkında bir fikir vermektedir. Bunlara göre, Samos ve Miletos ekollerine çağdaş bir rakip olarak, M.Ö. 600-550 yılları arasında eserler verdiği, söylenebilir. Sardes heykeltıraşı ekolü, İon sanatının yumuşaklığının ve Doğu Sanatının coşkunluğunun karıştırılıp harman edildiği, kendine özgü niteliği ile tanımlanır. Güç ve incelik Lydia’ya özgü özelliklerdir. Kroisos döneminde bu heykeltıraşi ekolü en deneyimli ve parlak zamanını yaşamıştır.
 
Lydialılarda Heykel ve Kabartma  Sanatı
 Lydia gömü kabartmalarında altın, gümüş ve bronz paralarda görülen tasvirler Hellen etkisi gösterirler. Lydia hazinesinde yer alan birçok eser yüksek nitelikli Hellen ürünüdür. Özellikle bir gümüş oinochoe Anadolu sanatının seçkin örneklerinden biridir. Oinochoenin kulpunu oluşturan erkek fıgürünün uzun saçlarının açıkladığı gibi bueser Anadolu İon sanatının karakteristik bir yaratısıdır. Uzun saçın ilk örneğini Efes’te M.Ö. 570-560 tarihlerinde yapılmış olan bir rahibe fildişi figürcüğünde ve daha sonra Sisam’da M.O. 6. yüzyılın son dörtlüğüne ait bir bronz erkek heykelciğinde buluruz. Kanımızca Lydia hazinesindeki bu eser Italya’ya göç etmiş olan bir İonialı sanatçı tarafindan M.O. 6. yüzyılın son dörtlüğünde meydana getirilmiştir.
 Herodot’un anlattığına göre (150-52) Lydia Kralı Kroisos Delphi’deki Apollon Tapı nağı’na 5 kilo ağırlığında altından bir aslan heykelciği ve birçok altın ile gümüşten yapıl mış kaplarla ziynet eşyası hediye etmiştir. Ne yazık ki figürlü tasvirler konusunda Hero dot’un öyk Kroisos dönemine girebilecek pek az Lydia eseri gün ışığına çıkmıştır. Bunlardan en önemlisi şimdi İstanbul Müzesi’nde bulunan fildişinden yapılmış bir heykelcik başıdır; elmacık kemiklerinin altında görülen hilal biçimindeki iki damgadan dolayı bu eser ay tanrıçasının kölesi olarak adlandırılmıştır. Fildişi başın fizyonomik özellikleri değişik bir tip gösterdigine göre bu eserin bir Lydialı sanatçının yapıtı olduğu kanısındayız.
 Bir başka önemli eser Sardes’te Bintepe Tümülüsü’nde bulunan ve British Museum’da saklanan mermer kabartmadır. Tümülüs mezar odasındaki bir mobilya eserinin parçası olması gereken bu kabartmadaki otlayan geyiklerle üç atlı binici bize bu eserin M.O. 6. yüzyılın 2. dörtlüğünde Hellen etkisi altında üretilmiş bir Lydia yapıtı olduğu izlenimini vermektedir.
 Sardes’te bulunmuş olan terrakotta levhalar ise Larissa, Assos ve Phokaia gibi kentlerde bulunmuş tapınak terrakottaları gibi Hellen sanatının taşralı temsilcileridirler.
 

 
Metropolitan Müzesi’nden geri gelen ve şimdi Uşak Müzesi’nde sergilenen altın ve gümüş eserler, Herodot’un öykülediği Delphi’deki hazinenin yapıldığı tarihten sonraki bir döneme, M.Ö. 525-450 sürecine, aittirler. Uşak Müzesi’ndeki hazinede bir oinochoe büyük bir olasılıkla Anadolu’dan İtalya’ya göç etmiş olan Doğu Hellenli bir ustanın eseridir. İki sfenks heykeli Hellenli ya da Hellen sanat atelyelerinde yetişmiş Lydialı bir sanatçının 6. yüzyıl sonuna ait eseridir. Buna karşın birçok figürlü tasvir Hellen sanatının taşralı örnekleridir. Geri kalan değerli altın ve gümüş eserlerin büyük bölümü Pers kökenlidir. Çömlekçilik
 

 
Lydia çömlekçiliği ile ilgili bilgilerimiz son yıllarda giderek artmıştır. Lydia keramikleri biçim yönünden genellikle Yunanlılar’ınkini taklit eder, Anadolu’nun kendine özgü biçimleri azdır. Bu sanat dalının Lydia’ya özgü biçimini, bölgenin ünlü krem ve parfümlerini de, dünyaya yayma amacıyla yapılmış olan lydion’lar oluşturur.
 Yüksekçe konik bir ayağa sahip bulunan bir vazocuklar tam anlamıyla bir Lydia buluşudur. Kapların boyasında Lydia özellikleri egemendir: Astar çoğunlukla sarı, beyaz ya da turuncumsu dur; bu astarın üzerine fırça oyunlarıyla mermer hissini uyandıran dalgalı hatlı boyalar sürülmüştür. Bu türde bezek kabın yüzeyine bazen buklemsi bezekler biçiminde uygulanmıştır. Gerek lydion türü kaplar ve gerekse mermer hissini uyandıran bezeme M.Ö. 6. yüzyıl özellikleridirler ve her iki özellik de M.Ö. 500 yıllarından bir süre sonra giderek kaybolmağa yüz tutmuştur.
 Lydia’nın M.Ö.6. yüzyıldan önceki kap boyama tekniği ise farklıdır: Bu teknikte kapların yüzeyi, Doğu Yunan sanatından benimsenmiş bir biçimde otlayan keçi türünde bezeklerle doldurulmuştur. Bu tür bezemede kapların yüzeyi, genellikle açık renk bir astar üzerine kırmızımsı bir boya ile yaplımış otlayan yabanıl keçilerle süsleniyordu. Ancak bu tür Lydia bezemesi, çağdaşı diğer Rodos ve Doğu Yunan eserlerinden teknik ve üslup yönlerinden, kendine özgü nitelikleriyle kolayca ayrılabilmektedir. Bu vazo resimlerinden, resim alanında, Doğu Yunan işçiliğinin genel üslubunda, anıtsal resim modellerini yapan ressamların varlığı anlaşılabilmektedir. Bu vazolar üzerine renkli olarak yabandomuzu, arslan, sfenksler, kuş, keçi ve dağ keçileri betimlenmiştir. Lydia’da vazo ressamlığı, kraliyet sarayının esini ile geliştirilmiş fakat hiçbir zaman halk tabakası üzerinde güçlü bir etki yapamamıştır.

 Lydia Seramiği
 Lydialıların seramik sanatı üzerinde oldukça belirgin bilgimiz vardır. Lydia Bölgesi’nde genellikle iki çeşit seramik elde edilmiştir:
 
  • Özgün Lydia çanak çömleği
  • Az veya çok Hellen etkisi  gösteren Lydia Bölgesi kap kacak örnekleri
Lydia seramikçilerinin özgün bir yaratısı olan lydion adlı küçük kap o zamanki dünyanın en gözde kremi olan Eydion Myron için kullanılıyordu.
 Lydia seramiğinin bir özelliği dalgalı, mermer ve cam kapları anımsatan çizgi ögeleriyle bezeli oluşudur. Kapların hamuru ve fonu beyaz, sarı ya da turuncu rengiydi. Lydia seramiğindeki figürler Hellen etkisi sergilerler.
 

 

 Lydia hazinesindeki bir gümüş alabastron Doğu Hellen sanatının Lydialı temsilcisidir. Nokta küçüklüğün de yuvarlakçıklarla bezeli, otlayan geyiklerin yakın benzerleri M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan Klazomen lahitlerinde görülmektedir. Bu nedenle Uşak Müze si’ndeki alabastronun 6. yüzyılın ikinci dörtlüğü (M.O. 575-550) sıralarında işlenmiş olduğu kanısındayız.
Uşak Müzesi’ndeki Lydia Hazinesi’nde yer alan duvar resimleri Lydialıların M.Ö. 5. yüzyılda, yani Pers egemenliği döneminde de yüksek düıeyde eserler ortaya koyduklarını açığa vurmaktadır Olağanüstü nitelikli bu duvar resimleri Thasoslu büyük ressam Polygnotos’un etkili oldu ğu dönemde Doğu Hellen atölyelerinde yetişmiş İonialı ya da Lydialı bir usta tarafından M.O. 475-450 sıralarında yapılmış olmalıdır.